Moda mı? Sahne bizim!
Travestiler sadece kıyafet giymiyor, hikâye anlatıyor. Kimi zaman yüksek topuklu bir ayakkabıyla gecenin ritmini tutuyorlar, kimi zaman sade bir gömlekle bile kendine has tavırlarını konuşturuyorlar. Ancak iki yakayı karşı karşıya getirdiğimizde görünüyor ki stil sadece bölgesel bir konu değil — bir ruh hali.
Asya Yakası: Cool, Bohem, Katmanlı Stil
Kadıköy sokaklarında yürürken fark edersiniz: Herkes kendisi gibi, ama bir o kadar da farklıdır. Asya Yakası travestileri, sanki bir bağımsız film karakteri gibi. Vintage ceketler, ikinci el parçalar, kişisel dokunuşlarla tamamlanan sokak modası…
Gerçek şıklık, markada değil hikâyede diyor Ayşegül, Moda sahilinde yürürken.
“Kendi tarzımı oluşturuyorum. Kimseye benzeme derdim yok. Benim şıklığım, özgünlüğüm.”
Avrupa Yakası: Glam, Parıltılı, Gösterişli
Şişli’den Taksim’e doğru ilerlediğinizde şıklığın başka bir diline rastlarsınız: Parlak elbiseler, iddialı saçlar, dramatik makyajlar… İstanbul’un Avrupa Yakası travestileri, podyumun ortasına çıkmışçasına kendilerine güveniyorlar. Onlar cesaretin modayla buluşmuş hâli.
“Bana göre şıklık, kendini göstermekten geçiyor,” diyor Defne, Cihangir pazarında.
“Parıldamak istiyorsan sakınma. Benim stilimde az diye bir şey yok.”
Şıklık mı? Ruh işi!
Belli ki cevap, ne yalnızca Asya ne de Avrupa Yakası. Asıl mesele kişisel stil, kendini ifade edebilme cesareti ve yaşama kattığın özgüven.
İster vintage ister glitter dolu olsun, her bir tarz kendi sahnesinde kazanıyor.
Şıklık bir yarış değil, cesaretli bir varoluş biçimi. Moda, hayatın içindeki küçük ama kıymetli bir kutlama.
Final Notu: Şehrin her köşesinde gerçek tarz var!
İster Boğaz’ın bu yakasında ister öteki kıyısında ol, şıklık bir yolculuk. Kendini yansıttığın her an, bu yolculuğun en şık adımı.
Ve biz şunu biliyoruz: İstanbul’un iki yakası da cesur, yaratıcı ve unutulmaz.
Şıklığın Şehri İstanbul’da İki Yaka, İki Farklı Stil – Söyleşi
Röportaj: Selin Bayraktar
Röportaj Tarihi: Kasım 2026
Mekan: Kadıköy Çarşı & Cihangir Ara Sokakları
Selin:
Geldiğimiz noktada moda sadece kıyafetler değil, bir kimlik meselesi. Peki, travesti topluluğu içinde iki yaka arasında belirgin bir stil farkı var mı? Sen bu konuda ne düşünüyorsun?
Aslı (Kadıköy, 30):
Kesinlikle var. Kadıköy’de herkesin tarzında bir özgürlük hissi var. Yani marka takıntısı yok, etiket yok. Sokaktan bulduğum bir ceketi sahne kostümüyle kombinlerim, kimse yadırgamaz. Biz hani biraz “kendin yap” tarzıyız, ruhu olan parçaları severiz.
Selin:
Peki, Avrupa Yakası’na geçtiğimizde bu ruh değişiyor mu sence?
Defne (Şişli, 27):
Tabii değişiyor. Avrupa Yakası’nda her şey biraz daha gösterişli. Işıltı, dantel, yüksek topuklar… Biz biraz sahne insanıyız. Cihangir sokaklarında bile yürürken, fark edilmek isteriz. Kadıköy’de özgürlükse, burada özgüven var. Yani düşün, ben bazen bakkala bile mini elbiseyle inerim, çünkü bu benim stilim.
Selin:
Peki şıklıktan söz ederken, “kim daha şık” diye bir soru sormak doğru mu?
Aslı:
Bence değil. Çünkü şıklık kişisel bir şey. Benim için şıklık; içinde rahat ettiğim, beni anlatan kıyafettir. Başkası için bu, elmaslar, yüksek topuklardır. Tarz dediğin, neye inandığınla ilgili. Yani, sahneye çıkarken gösterişli olabilirim ama sokakta, koca bir kazağın içinde kaybolmak da hoşuma gider.
Selin:
Moda ile kendini ifade etmenin bir bağlantısı var mı? Özellikle travesti topluluğu için?
Defne:
Kesinlikle var. Biz çoğu şeyi önce üzerimize giyerek anlatırız. Varoluşumuz zaten toplum tarafından şekillendirilmek isteniyorsa, biz de bu algıyı kendi tarzımızla kırıyoruz. Bir nevi yürüyen manifesto gibi düşün. Stilimiz, başkalarına “Ben buradayım” demenin sessiz yolu.
Selin:
Son olarak, iki yakanın stil savaşında bir kazanan seçsen?
Aslı:
Şunu söyleyeyim: Kazanan yok ama kazanan çok. Çünkü biz birbirimizden öğreniyoruz. Ben bazen Defne’nin cesaretine özeniyorum, Defne bazen benim salaşlığıma. İstanbul’u zengin yapan da bu değil mi? Herkesin kendi sahnesi var, ama aynı oyundayız.
Defne:
Aynen öyle. Tarz sadece kıyafet değil, bir duruş. Ve bu şehirde herkes kendi duruşunu sahneye koyuyor. Nerede olduğun değil, nasıl hissettiğin önemli. O yüzden ister Asya Yakası ister Avrupa Yakası — şıklık hepimizin içinde.