Bakırköy’de Travesti Azra İle Postmodern Yolculuk

Bakırköy’de Travesti Azra İle Postmodern Yolculuk

Bakırköy’de yürümek, İstanbul’un başka yerlerinde yürümeye benzemez.
Zaman burada düz akmaz; bazen geri sarar, bazen durur, bazen de sen fark etmeden yön değiştirir. Azra ile çıktığımız bu yolculuk da tam olarak böyleydi. Bir başlangıcı vardı ama net bir sonu yoktu.

Zaten postmodern olan da biraz buydu.

Aynı Sokakta Birden Fazla Zaman

Azra, Bakırköy’de büyümemiş ama buraya ait hissetmişti kendini.
“Burası beni tanımlamıyor ama bana alan açıyor,” dedi ilk yürüyüşümüzde. Cümle tuhaf değildi, aksine çok yerindeydi. Çünkü Bakırköy, kimseyi tam olarak içine almaz ama kimseyi de dışarı itmez.

Bir bankta oturduk. Yanımızdan geçenler vardı, bakıp geçenler, hiç fark etmeyenler… Azra için bu karışıklık tanıdıktı. Travesti olmak, çoğu zaman tam olarak bu arada kalma hâliydi zaten.

Kimlik Bir Sabit Değil, Bir Hareket

Azra, kendini anlatırken cümlelerini düz kurmazdı.
Bazen bir kahkahayla bölerdi, bazen “neyse” diyerek yarım bırakırdı. Çünkü onun için kimlik, tamamlanmış bir metin değil; sürekli yeniden yazılan bir taslaktı.

“Ben kendimi her gün aynı hissetmiyorum,” dedi.
“Niye hep tek bir versiyonum olsun ki?”

Bakırköy de buna izin veren nadir yerlerden biriydi. Ne çok sertti ne fazla romantik. Olduğu gibiydi.

Postmodernlik Bir Teori Değil, Günlük Hâl

Postmodern yolculuk deyince büyük laflar beklenir.
Oysa Azra’nınki çok gündelikti: aynı kafeye farklı ruh hâlleriyle gitmek, bazen aynaya bakıp gülmek, bazen bakmamayı seçmek… Anlam parçalıydı ama samimiydi.

Bir gün dedi ki:

“Bazen kendimi anlatırken bile ironik hissediyorum.”

Bu ironi, savunma değildi. Daha çok hayatta kalma biçimi gibiydi.

Bakırköy’ün Sessiz Kabulü

Bakırköy’de yüksek sesle onay verilmez.
Ama küçük kabuller vardır. Kasiyerin aynı şekilde davranması, komşunun selamı kesmemesi, aynı sokakta yürümeye devam edebilmek… Azra için bunlar politik sloganlardan daha anlamlıydı.

“Normal” kelimesini sevmezdi ama
“rahat” kelimesini kullanırdı sık sık.

Yolculuk Bir Yere Varmaz

Azra ile yürürken fark ettim: Bu yolculuk bir hedefe gitmiyordu.
Ne “kendini bulma” klişesi vardı ne büyük dönüşüm anları. Sadece hareket hâlinde olma durumu… Bazen durarak, bazen hızlanarak.

Postmodern olan da buydu belki.
Bir anlam arayışı değil, anlamla birlikte yaşamayı öğrenmek.

Sonunda Bir Son Yoktu

Gün batarken vedalaştık.
Azra başka bir sokağa saptı, ben başka bir yöne. Arkamı döndüğümde onu hâlâ yürürken gördüm. Ne dramatik bir sahneydi ne de kapanış cümlesi gibiydi.

Ama gerçekti.

Bakırköy’de travesti Azra ile postmodern yolculuk,
bir hikâye anlatmadı belki ama bir hâli paylaştı.

Ve bazen en insani olan da budur.

Ama Bu İyi Bir Şey”

Soru: Azra, Bakırköy senin için ne ifade ediyor?
Cevap: Garip bir şekilde hem çok şey hem de çok az. Buraya “beni tanımlar” diyemem ama beni sıkıştırmıyor. Bu önemli. Bakırköy, olduğum hâli sorgulamıyor gibi. En azından her an.

Soru: Postmodern yolculuk deyince sen ne anlıyorsun?
Cevap: Açıkçası teori falan değil benim için. Hayatın bölük pörçük hâli. Bugün kendimden eminim, yarın değilim. Bazen ironik, bazen ciddi… Hepsi aynı anda olabiliyor. Yolculuk dediğin de bu bence.

Soru: Travesti olmak bu parçalanmışlık hissini artırıyor mu?
Cevap: Evet ama sadece zor bir şekilde değil. Travesti olmak sana şunu öğretiyor: Tek bir hikâyeye sığmak zorunda değilsin. İnsanlar senden net olmanı bekliyor ama ben net olmamayı seçiyorum bazen.

Soru: Bakırköy bu seçime nasıl bir alan açıyor?
Cevap: Burada kimse seni alkışlamıyor ama kimse sürekli sorgulamıyor da. Sessiz bir kabul var. Büyük laflar yok, küçük davranışlar var. Benim için daha gerçek olan da bu zaten.

Soru: Kendini anlatırken neden sık sık yarım bıraktığını düşünüyorsun?
Cevap: Çünkü her şeyi tamamlamak istemiyorum. Bazen cümleyi yarım bırakmak daha dürüst. Ben de tamamlanmış bir karakter değilim ki… Niye cümlelerim öyle olsun?

Soru: İnsanlar seni nasıl görsün istiyorsun?
Cevap: Açıkçası “nasıl” gördükleriyle çok ilgilenmiyorum artık. Ama tek bir etiketle görülmek istemiyorum. Ne sadece travesti, ne sadece güçlü, ne sadece kırılgan… Hepsi var.

Soru: Bakırköy’de yürürken ne hissediyorsun?
Cevap: Bazen hiçbir şey. Ve bu çok rahatlatıcı. Her an bir duygu yaşamak zorunda değilim. Düzlük hâli var ya… Onu seviyorum.

Soru: Postmodernlik senin için bir savunma mı?
Cevap: Belki biraz. Ama daha çok bir kabulleniş. Hayatın tutarsızlığını kabul etmek. Kendimi sürekli açıklamaya çalışmamak. Bu bir savunma değil, bir bırakma hâli.

Soru: Gelecek için net planların var mı?
Cevap: Hayır. Ve bu beni eskisi kadar korkutmuyor. Yol nereye giderse… Benim için mesele varmak değil, yürüyüşün kendisi.

Soru: Son olarak…
Cevap: Şunu söyleyebilirim: Bakırköy’de kendimi tamamlamaya çalışmıyorum. Eksik kalmayı, değişmeyi, çelişmeyi kabul ediyorum. Bu da benim yolculuğum.

Comments

No comments yet. Why don’t you start the discussion?

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir