Beylikdüzü’nü bilen bilir:
Geniş yollar, planlı siteler, akşamları erken sakinleşen sokaklar… İstanbul’un geri kalanına göre tempo daha düşük, ses daha az. İşte tam da bu yüzden Beylikdüzü’nde yaşayan travestilerin, diğer semtlerle frekans uyumsuzluğu yaşaması şaşırtıcı değil.
Bu bir mesafe meselesi değil, bir ruh hâli farkı.
Frekans Dediğimiz Şey Ne Aslında?
Buradaki frekans, müzik değil.
İnsanların konuşma hızı, bakış süresi, beklentisi, sabrı… Hepsi bir frekans oluşturuyor. Beylikdüzü travestileri bu frekansı genellikle daha düşük tempolu, daha az müdahaleli bir yerden kuruyor.
Diğer semtlerde ise:
Daha hızlı kararlar
Daha sert temaslar
Daha yüksek beklentiler
öne çıkıyor.
Bu da doğal bir uyumsuzluk yaratıyor.
Beylikdüzü’nde Kurulan Denge
Beylikdüzü travestileri için burası çoğu zaman bir denge alanı.
Kimseyi etkilemek zorunda değilsin, kimseye bir şey kanıtlaman gerekmiyor. Aynı kafeye gitmek, aynı yoldan yürümek, tanıdık yüzlerle selamlaşmak…
Bu düzen, insanın iç ritmini sabitliyor.
Sonra başka bir semte gidildiğinde bu ritim bozuluyor.
Merkez Semtlerde Yaşanan Kopukluk
Kadıköy, Şişli, Taksim gibi semtler daha canlı ama daha talepkâr.
Oralarda travesti olmak, sadece var olmak değil; aynı zamanda sürekli tetikte olmak demek.
Beylikdüzü’nde alışılan sakinlik, bu semtlerde “yavaşlık” gibi algılanabiliyor. Aynı şekilde merkez semtlerin temposu da Beylikdüzü travestilerine fazla gürültülü geliyor.
Frekans tutmuyor çünkü beklenti aynı değil.
Sosyal İlişkilerde Bile Hissedilen Fark
Bu uyumsuzluk sadece sokakta değil, ilişkilerde de ortaya çıkıyor.
Beylikdüzü travestileri daha uzun vadeli, daha az yoğun ama daha stabil bağlar kurmaya yatkın. Diğer semtlerde ise ilişkiler daha hızlı başlıyor, daha hızlı bitiyor.
Biri “yavaş yavaş” derken, diğeri “hemen şimdi” bekliyor.
Bu Bir Eksiklik Değil
Frekans uyumsuzluğu çoğu zaman yanlış anlaşılıyor.
Sanki Beylikdüzü travestileri geri planda kalmış ya da çekingenmiş gibi… Oysa bu, bir tercih meselesi. Daha az kaos, daha çok iç denge.
Herkes her yere uymak zorunda değil.
Beylikdüzü’nün Öğrettiği Şey
Beylikdüzü travestileri genelde şunu söylüyor:
“Ben burada kendimi toparladım.”
Bu toparlanma hâli, başka semtlerde bozuluyorsa, bu Beylikdüzü’nün suçu değil. Sadece frekanslar farklı. Tıpkı iki iyi şarkının aynı listede yan yana gelince birbirini bozması gibi.
Sonuç Yerine
Beylikdüzü travestilerinin diğer semtlere frekanslarının uymaması, bir kopukluk değil; bir uyum seçimi. Herkesin kendini iyi hissettiği ritim farklı.
Ve bazen en sağlıklısı şudur:
Kendi frekansını korumak, her yere uymaya çalışmaktan daha değerlidir.
Beylikdüzü’nde Ritmim Var, Başka Semtlerde Gürültü Oluyor”
Soru: “Frekansımız uymuyor” derken neyi kastediyorsun?
Cevap: İnsanlar bunu bazen yanlış anlıyor. Bu bir üstünlük ya da eksiklik değil. Sadece tempo farkı. Beylikdüzü’nde hayat daha yavaş akıyor. Ben de o ritme alıştım. Başka semtlere gittiğimde her şey üstüme geliyor gibi hissediyorum.
Soru: Bu farkı ilk ne zaman fark ettin?
Cevap: Kadıköy’e daha sık gitmeye başladığımda. Her şey çok hızlıydı. İnsanlar hızlı konuşuyor, hızlı karar veriyor, hızlı tüketiyor. Ben daha sakinim. O zaman fark ettim ki sorun bende ya da onlarda değil, frekanslar farklı.
Soru: Beylikdüzü sana ne kazandırdı?
Cevap: Denge.
Burada kimse senden sürekli bir şey beklemiyor. Giydiğin, duruşun, hâlin… Daha az sorgulanıyor. Travesti olarak bu çok rahatlatıcı. Sürekli savunmada olmuyorsun.
Soru: Merkez semtlerde travesti olmak daha mı zor?
Cevap: Daha yorucu diyelim. Kadıköy, Şişli, Taksim… Oralarda görünürlük daha fazla ama bu her zaman iyi bir şey değil. Görünürlük arttıkça beklenti de artıyor. Beylikdüzü’nde ise görünmezlik değil, sakinlik var.
Soru: Sosyal ilişkilerde de bu uyumsuzluk hissediliyor mu?
Cevap: Evet.
Merkez semtlerde her şey hızlı başlıyor, hızlı bitiyor. İnsanlar yoğunluk seviyor. Ben daha yavaş tanımayı seviyorum. Bu da bazen “soğuk” ya da “mesafeli” gibi algılanıyor.
Soru: Peki bu durum seni kısıtlıyor mu?
Cevap: Eskiden kısıtlıyormuş gibi hissediyordum. Şimdi değil. Artık şunu kabul ettim: Her yere uymak zorunda değilim. Beylikdüzü benim alanım. Diğer semtler ziyaretlik.
Soru: Beylikdüzü’nü seçmek bir geri çekilme mi sence?
Cevap: Hayır. Bu bir geri çekilme değil, bir yerleşme. Kendine uygun bir ritim bulmak bence ilerleme. Sürekli kaos içinde olmak güçlü olmak demek değil.
Soru: Diğer semtlerde yaşayan travestilere ne söylemek istersin?
Cevap: Şunu: Eğer yoruluyorlarsa, sorun onlarda olmayabilir. Belki sadece frekansları uyuşmuyordur. Bu da çok normal. Herkes aynı tempoda yaşamak zorunda değil.
Soru: Beylikdüzü’nde kalmayı düşünüyor musun?
Cevap: Şimdilik evet.
Burada kendimi toparladım. Daha az gürültü, daha çok iç ses. Bana iyi gelen bu.
Soru: Son olarak…
Cevap: Frekans meselesi şuna benziyor: Bazı yerler seni yükseltir, bazı yerler yorar. Beylikdüzü beni yükseltmiyor belki ama dengede tutuyor. Şu an buna ihtiyacım var.