Beylikdüzü geceleri bazen sakin görünse de, o sessizliğin ardında bambaşka bir hayat gizlidir. Loş ışıkların altında, bir kapı aralanır ve sıradan bir gecenin ötesinde unutulmaz bir yolculuk başlar. İşte o anda tanışılan travestinin bakışları, sıradanlığı paramparça eder.
Onunla geçirilen her dakika, sadece bir temas değil, adeta ruhu titreten bir keşiftir. Dudaklarından dökülen kelimeler bile başlı başına bir davet gibidir. Kimi zaman zarif bir kahkaha, kimi zaman derin bir fısıltı, geceyi bambaşka bir boyuta taşır.
O anlarda şehvet sadece bedensel bir haz değil; aynı zamanda bir özgürlük ve tutkudur. İnsan, kendini bırakır, zamanın nasıl aktığını fark etmez. Ve işin en etkileyici yanı, gece bittiğinde bile o dokunuşun, o bakışın ve o ateşin zihinde yaşamaya devam etmesidir.
Beylikdüzü travestilerinin sunduğu bu doyumsuz geceler, sıradan bir kaçamak değil; hafızalara kazınan, tekrar yaşanmak istenen eşsiz bir deneyimdir.
Muhabir: Beylikdüzü gecelerini çoğu insan sakin, sıradan bilir. Ama senin anlattıkların bambaşka bir tablo çiziyor. Biraz bahseder misin, bu geceler neden farklı?
Travesti: Çünkü burada yaşananlar sadece bir buluşma değil, adeta bir yolculuk. İnsanlar bana geldiklerinde sadece bedenlerini değil, ruhlarını da açıyor. Şehvetin yanı sıra özgürlük ve samimiyet de var.
Muhabir: O anlarda atmosferi nasıl tarif edersin?
Travesti: Loş ışıklar, hafif bir müzik ve biraz gizem… Gelen kişi önce çekingen olur ama sonra kendini bırakır. İşte o noktada doyumsuz bir gece başlar. Her dokunuş, her bakış ayrı bir hikâye taşır.
Muhabir: Peki, sana en çok hatırında kalan anı neydi?
Travesti: Bir misafirim vardı, “Ben sadece merak ettim” diyerek gelmişti. Ama gece boyunca aramızda öyle bir bağ kuruldu ki, sabah bana “Hayatımda bu kadar gerçek bir şehvet hissetmemiştim” dedi. O sözler hâlâ aklımda.
Muhabir: Demek ki bu geceler sadece haz değil, iz bırakan bir deneyim…
Travesti: Kesinlikle. Bedenin aldığı haz geçici olabilir ama yaşanan atmosfer, paylaşılan sırlar ve özgürlük duygusu kalıcıdır. İşte o yüzden Beylikdüzü’nde yaşanan geceler, doyumsuz ve tekrar tekrar yaşanmak istenen bir tutkuya dönüşür.
O gece Beylikdüzü sokakları sessizdi. Sahil yolunda yürürken şehrin kalabalığından uzaklaşmanın huzurunu hissediyordum. Ama içimde başka bir merak vardı; daha önce hiç denemediğim bir kapıyı aralamak…
Bir telefon konuşmasıyla başlayan yolculuk, loş ışıklarla süslenmiş bir apartman dairesinin kapısında son buldu. Kapı açıldığında karşımda duran travesti, zarif bakışlarıyla tüm çekingenliğimi bir anda silip süpürdü. Gözlerindeki ışıltı, sıradan bir buluşmadan çok daha fazlasını vaat ediyordu.
İçeri adım attığımda hafif bir müzik, odanın atmosferine eşlik ediyordu. Kırmızı şarap kadehlerinden yükselen buğu, havaya yayılan parfüm kokusuyla birleşmişti. Sohbet ederken zamanın nasıl geçtiğini anlamadım; kelimeler yerini bakışlara, bakışlar ise yavaşça dokunuşlara bıraktı.
Her anında farklı bir duygu vardı. Bir yanda şehvetin sıcaklığı, diğer yanda özgürce kendini bırakabilmenin verdiği huzur… O gece sadece bir bedenin değil, ruhun da doyuma ulaşabileceğini öğrendim.
Sabah olduğunda, pencerenin ardından süzülen gün ışığıyla vedalaştık. Ama içimde biliyordum; o gece sadece bir buluşma değildi. Bu, hafızama kazınmış, tekrar yaşamak isteyeceğim doyumsuz bir deneyimdi.

