X

İstanbul Bakırköy Travestilerinden Yasak Zevklerin İtirafları

Bakırköy, İstanbul’un en canlı semtlerinden biri. Gündüzleri alışveriş merkezleriyle, kalabalık sokaklarıyla hareketliyken; geceleri çok daha farklı bir kimliğe bürünüyor. İşte bu gecelerin merkezinde travestilerin renkli, bir o kadar da yasak zevklerle dolu dünyası var. Onların anlattığı itiraflar, çoğu zaman duyanı şaşırtacak kadar cesur ve iç gıcıklayıcı oluyor.

Gizli Buluşmaların Heyecanı

Birçok travesti, ilk tanışmaların çoğunlukla gizli buluşmalarla başladığını söylüyor. Kalabalığın ortasında sıradan görünen bir bakış, aslında tutkulu bir hikâyenin başlangıcı olabiliyor. “İlk başta sadece sohbet etmek için buluştuk” diyenler, çoğu zaman gecenin sonunda bambaşka bir itirafta bulunuyor: “O yasaklı arzunun tadı hâlâ damağımda.”

Perde Arkasındaki Yasak Zevkler

Bakırköy travestilerinin hikâyelerinde sık sık tekrar eden bir şey var: özgürlük duygusu. Birçoğu, kimsenin bilmediği buluşmalarında sınırları zorladıklarını, arzularını saklamadan yaşadıklarını anlatıyor. Kimileri için bu sadece erotizmin doruğu, kimileri içinse yıllarca gizlenen duyguların dışa vurumu oluyor.

İçten Gelen İtiraflar

Bir travesti şöyle anlatıyor:
“Bazen buluştuğum kişiler yıllardır evli ya da toplumda saygın bir yerde oluyor. Ama yanımda olduklarında bütün maskeler düşüyor. İçlerinde bastırdıkları ne varsa ortaya çıkıyor. En büyük itirafları da o anlarda duyuyorum. Yasak gibi görünen bu zevkler, aslında onların gerçek yüzünü açığa çıkarıyor.”

Erotizmin Çekim Gücü

Bakırköy’ün gecelerinde erotizm yalnızca bedenlerle sınırlı değil. Ortamın kokusu, loş ışıklar, fısıldanan cümleler bile başlı başına bir yasak zevke dönüşebiliyor. Travestilerin anlattığı itiraflarda, küçük bir dokunuşun bile gecenin seyrini değiştirdiği sık sık vurgulanıyor.

Son Sözlerim

İstanbul Bakırköy travestilerinin yasak zevklerle örülü itirafları, aslında yalnızca erotizmden ibaret değil. Bu hikâyeler, aynı zamanda insanın kendini saklamadan yaşama isteğinin de bir göstergesi. Her itiraf, hem cesur hem de bir o kadar samimi…

O gece Bakırköy’ün ara sokaklarından birinde yürüyordum. Hava hafif serindi, sokak lambalarının ışığıyla yollar daha gizemli görünüyordu. Bir kafede tanıştığım Ela isimli travestiyle buluşacaktım. Sohbetimiz internette başlamıştı ama yüz yüze gelmenin verdiği heyecan ikimizde de fazlaydı.

Ela’yı gördüğümde kırmızı rujuyla gülümseyip, “Geç kaldın, seni beklerken kahvem bile soğudu” dedi. Sanki uzun zamandır tanıdığım biri gibiydi. Konuşmamız kısa sürede sıradan şeylerden çıkıp daha derin konulara kaydı. İçinde hep sakladığını söylediği arzularından bahsetti. Sesini alçaltıp fısıldayarak, “Bunu kimseye anlatmadım, çünkü yasak gibi görülüyor” dedi.

Onun gözlerindeki o cesareti görünce ben de kendi sırlarımdan bahsetmeye başladım. Aslında her ikimiz de yıllardır kimseye söylemediğimiz şeyleri birbirimize itiraf ediyorduk. Bir anlık sessizlikte Ela elimi tuttu. O küçücük temas bile içimizdeki bütün duvarları yıktı.

Gece ilerledikçe Bakırköy sokaklarının kalabalığı azaldı, ama bizim aramızdaki enerji giderek arttı. Birlikte yürürken, insanların bakışlarını umursamadan kahkahalar attık. O anlarda yasak, ayıp ya da gizli olan her şey anlamsız geliyordu.

Ela sabaha karşı vedalaşırken kulağıma eğilip, “Bunları belki kimse bilmeyecek ama ikimiz de bu geceyi unutmayacağız” dedi. Haklıydı. Çünkü yasak diye bastırılan arzular, paylaşıldığında en gerçek, en unutulmaz hikâyelere dönüşüyordu.

travestiment_r3u104: