X

Kadıköy’ün Esen, Sert Transı Selinay

Kadıköy’ü anlatırken herkesin aklına başka bir yüz gelir. Kimine göre sabaha kadar açık bir plakçı, kimine göre duvarlara yazılmış cümleler, kimine göreyse rıhtımda oturup denizi izleyen kalabalıklar… Ama Kadıköy’ün bir de insan yüzleri vardır. O yüzlerden biri de, kendine has duruşuyla, sertliğiyle ama bir o kadar da netliğiyle anılan Selinay.

Selinay’ı tanımlarken “sert” kelimesi ilk anda yanlış anlaşılabilir. Onun sertliği bağıran, kıran, yıkan bir sertlik değil. Aksine; hayatta kalmayı öğrenmiş, sınırlarını çizmiş, kimliğini pazarlık konusu yapmayan bir duruşun sertliği bu. Kadıköy sokaklarında yürürken bakışlarından bile anlaşılan bir netlik var onda: “Ben buyum ve buradayım.”

Kadıköy Gibi: Net, Kalabalık ve Kendine Ait

Selinay’ın hikâyesi aslında Kadıköy’ün hikâyesine çok benziyor. Biraz gürültülü, biraz asi, biraz yorgun ama kesinlikle kendine ait. Moda’dan Yeldeğirmeni’ne uzanan sokaklarda, bazen bir kafede sessizce otururken, bazen kalabalığın içinde hızlı adımlarla yürürken görmüş olanlar bilir. O, görünmemek için saklananlardan değil; görünür olmanın bedelini bilerek yürüyenlerden.

Kadıköy gibi Selinay da filtresiz. Ne fazla süs, ne gereksiz yumuşatma… Sözü de yürüyüşü de doğrudan. İnsanlar onunla konuşurken genelde ilk birkaç dakikada bocalar. Çünkü Selinay, karşısındakini de netliğe davet eder. Maskelerle pek işi yoktur.

“Yumuşak Olmak Zorunda Değilim”

Toplum, trans kadınlardan çoğu zaman tek tip bir davranış bekler: daha sessiz, daha uyumlu, daha “zararsız”. Selinay bu beklentiyi baştan reddedenlerden. Onun sertliği biraz da buradan gelir. Yumuşak olmak zorunda olmadığını bilir. Her an herkese kendini açıklamak zorunda olmadığını da.

Bu yüzden Selinay, Kadıköy’de yaşayan pek çok kişi için bir “alışma süreci”dir. İlk bakışta mesafeli gelir, hatta ürkütücü bulanlar olur. Ama tanıyanlar şunu fark eder: Sertliğin arkasında sağlam bir adalet duygusu, net bir etik ve şaşırtıcı bir sadakat vardır. Selinay sözünün arkasında durur. Sevdi mi sahiplenir, sildi mi tamamen siler.

Sokak Öğretir, Kadıköy Sertleştirir

Selinay’ın dili biraz sokaktır. Cümleleri süslü değildir ama gerçektir. Hayat ona teoriden çok pratik öğretmiştir. Nerede susacağını, nerede konuşacağını, nerede sertleşmesi gerektiğini Kadıköy’ün kalabalığında öğrenmiştir. Geceleri ayrı, gündüzleri ayrı yüzü olan bu semtte ayakta kalmak kolay değildir. Selinay bu zorluğun içinden geçerek gelmiştir.

Onu “sert” yapan şey öfke değil; deneyimdir. Herkesin kaldıramayacağı bakışlara, imalara, sessiz yargılara karşı geliştirilmiş bir zırh. Ama o zırhın altında hâlâ gülen, hâlâ düşünen, hâlâ hayata dair fikri olan bir Selinay vardır.

Kadıköy’de Bir Duruş Meselesi

Selinay’ı özel kılan şey sadece kimliği değil; duruşu. Kimseye yaranmaya çalışmayan, kimliğini anlatmak için ekstra çaba harcamayan, olduğu gibi kalan bir duruş bu. Kadıköy’de bu duruş tanınır. Çünkü bu semt, rol yapanı değil; kendisi olanı uzun vadede kabul eder.

Belki Selinay herkesin kolayca sevdiği biri değildir. Ama saygı duyulan biridir. Ve bazen bu, sevilmekten daha değerlidir.

travestiment_r3u104: