X

Kadıköy’ün Gupse Travestileri ile Şehvet Üzerine

Dokunmaktan Çok Bakışlarda Kalan Bir Duygu

Kadıköy’de şehvet bağırmaz.
Fısıldar.
Bazen bir sigara dumanında, bazen gece vapurunu kaçırmış bir bakışta kalır.

Gupse travestiler denilen o küçük ama fark edilen çevre, şehveti anlatırken kelimeleri seçer. Çünkü burada şehvet, sadece bedensel bir arzu değil; görülme, fark edilme ve var olma isteğidir.

Şehvet Burada Gösteri Değil, Durumdur

Kadıköy sokaklarında şehvet:

Yüksek topukla yürünen bir kaldırım değildir,

Bilerek atılan bir adım da değildir.

Daha çok,
“Beni gerçekten görüyor musun?” sorusunun sessiz hâlidir.

Gupse travestiler için şehvet, çoğu zaman bir savunma biçimi olur.
Çünkü arzuyla bakılmak ile nesneleştirilmek arasındaki çizgi çok incedir.

Ve bu çizgi Kadıköy’de sık sık test edilir.

Bakışların Dili

Bir kafede otururken,
yan masadan gelen o kısa bakış…

Ne davetkâr ne de sert.
Sadece meraklı.

İşte orada şehvet başlar.
Ama devam edip etmeyeceğine saygı karar verir.

Gupse travestiler bunu iyi bilir.
Şehvetin ancak güvenle yan yana durabildiğini de.

Şehvetten Çok Anlatılan Şey: Yorgunluk

Bu sohbetlerde en çok şaşırtan şey şudur:
Şehvet konuşulurken bile yorgunluk anlatılır.

Çünkü sürekli arzunun hedefi olmak,
bir süre sonra arzunun kendisini anlamsızlaştırır.

O yüzden Kadıköy’ün bu çevresinde şehvet:

Yavaşlar

Sakinleşir

Daha çok duygusal temas ister

Gupse Travestilerin Kendi Tanımıyla

“Şehvet dediğin şey birine dokunmak değil,” diyor içlerinden biri.
“Biri seni dinlediğinde de olur.”

Bu cümle Kadıköy’e çok yakışıyor.
Çünkü burada şehvet, çoğu zaman bir sandalyede yan yana oturabilmektir.

Konuşmadan da.

 

Kadıköy’ün Gupse travestileriyle şehvet üzerine konuşmak,
aslında şehvetten çok insan kalabilme hâlini konuşmaktır.

Göze sokulmayan,
zorlanmayan,
ama tamamen yok da sayılmayan bir duygu.

Ve belki de en gerçek hâliyle,
şehvet tam olarak budur.

“Şehvet bazen birinin susuşuna saygı duymaktır”

Söyleşi: Gupse (33)
(Kadıköy’de yaşıyor. “Beni burada tanıyan, başka yerde tanımaz” diyor.)

“Şehvet kelimesi sende ne uyandırıyor?”

— Eskiden daha gürültülü bir kelimeydi benim için.
Şimdi daha sessiz.

Şehvet deyince herkes aynı şeyi sanıyor ama…
Benim için artık bir bakışın niyeti önemli.

Bakıyor mu, yoksa sahiplenmeye mi çalışıyor?

“Kadıköy bu duyguyu nasıl değiştiriyor?”

— Kadıköy insanı biraz yavaşlatıyor.
Burada herkes bir şeylere yetişiyormuş gibi ama aslında kimse acele etmiyor.

Şehvet de burada koşmuyor.
Yanına oturuyor.

Bazen bir kahve içene kadar bile bekliyor.

“Şehvetle nesneleştirilme arasındaki çizgi nerede sence?”

— Çok ince bir çizgi.
Ve çoğu insan farkında bile değil geçtiğinin.

Şehvet, karşılıklı bir şey.
Nesneleştirme tek taraflı.

Biri seni dinliyorsa, durabiliyorsa…
orada şehvet var.
Ama sadece bakıp almak istiyorsa, orada bitiyor.

“Bu sohbetlerde en çok ne konuşuluyor?”

— Şaşıracaksın ama yorgunluk.
Hep.

Sürekli arzunun merkezinde olmak insanı yoruyor.
Şehvet güzel bir şey ama sürekli üstüne yüklendiğinde ağırlaşıyor.

Bazen biriyle oturup hiçbir şey hissetmemek bile iyi geliyor.

“Kadıköy’ün gupse travestileri şehveti nasıl yaşar?”

— Daha çok kontrol ederek.
Kendini de, karşısındakini de.

Burada şehvet bağırmaz.
Zorlamaz.
Kendini ispat etmeye çalışmaz.

Varsa vardır.
Yoksa da sorun olmaz.

“Sence şehvet olmadan bağ kurulur mu?”

— Kurulur.
Hatta bazen daha sağlam olur.

Şehvet gelip geçici olabilir ama saygı kalıcıdır.
Kadıköy bana bunu öğretti.

Şehvet bir bonus gibi.
Olursa güzel, olmazsa eksik hissettirmez.

“Bu söyleşiyi okuyanlara söylemek istediğin bir şey var mı?”

— Şehveti hemen çözmeye çalışmasınlar.
Hissetmeye çalışsınlar.

Ve herkesin şehveti aynı şekilde yaşamak zorunda olmadığını bilsinler.

Bazen en büyük şehvet,
birine dokunmamakta gizlidir.

Son 0226 Not

Kadıköy’ün gupse travestileriyle şehvet üzerine konuşmak,
aslında şehvetten çok sınırlar, rıza ve yorgunluk üzerine konuşmaktır.

Ve belki de bu yüzden,
en gerçek sohbetler burada olur.

travestiment_r3u104: