Aslında hiç planlı değildi. O gün Kadıköy’e sırf biraz kafa dağıtmak, belki sahilde oturup kahve içmek için gitmiştim. Kalabalık sokaklarda yürürken birden gözüm takıldı… Renkli saçları, abartılı makyajı ve özgüveniyle dikkat çeken bir travesti önümden geçti. İnsan ister istemez bakıyor, ama ben bakarken yakalandım. Gülümsedi.
Bir an göz göze geldik, sonra da “ne bakıyorsun öyle?” der gibi değil, daha çok “gel, tanışalım” bakışıydı. Ne yalan söyleyeyim, kalbim biraz hızlı attı. Adımlarımı yavaşlattım, o da dönüp yanıma geldi.
“Selam, Kadıköy’de yeni misin?” dedi.
Bir an şaşırdım ama sonra “yok ya, arada gelirim” dedim. Kendi adını söyledi, ben de kendimi tanıttım. Sanki uzun zamandır tanışıyormuşuz gibi bir rahatlık vardı.
Birlikte yürümeye başladık. Moda’ya doğru indik, sahilde banklara oturduk. Yanımda otururken sürekli konuşuyordu ama o konuşmanın içinde kahkahalar da vardı, sitem de… “Biliyor musun” dedi, “insanlar hep bizi yanlış anlıyor. Oysa biz de seviniyoruz, üzülüyoruz, aşık oluyoruz. Herkes gibi.”
Ben sadece dinledim. Çünkü aslında onun sözlerinde bana da tanıdık gelen bir şey vardı. Hepimiz biraz anlaşılmak istemiyor muyuz?
Güneş batarken ayrıldık. Elimi sıktı ve “hikayemi unutma” dedi. Unutmadım da. Çünkü Kadıköy sokaklarında bir travestiyle tanışmak bana sadece farklı birini göstermekle kalmadı, aslında hayatın başka bir yüzünü de hatırlattı. Cesareti, özgürlüğü ve kendin gibi olabilmeyi…
Yeniden Karşılaşma
Aradan birkaç hafta geçti. Kadıköy’e yine yolum düştü. İçimde garip bir merak vardı, acaba yine karşılaşır mıyım diye düşündüm. Aynı sokaklardan geçtim, aynı banklarda oturdum. Ve gerçekten de karşıma çıktı. Bu kez o gördü beni, el salladı uzaktan. “Belli ki kaderin işi” dedi gülerek.
Samimi Sohbetler
Bir kafeye oturduk. Çay söyledik, masanın üzerine telefonlarını bırakıp sadece birbirimize odaklandık. Bana ailesinden, yaşadığı zorluklardan, ama en çok da hayallerinden bahsetti. “Aslında sahnede olmak istiyorum” dedi, “ışıkların altında, özgürce şarkı söylemek.” O an gözlerinde parlayan umut beni çok etkiledi.
İnsanların Bakışları
Sokakta yürürken bakışlara yine şahit oldum. Kimi alaycı, kimi meraklı… Ama o hiç aldırmadı. “Görüyorsun değil mi?” dedi. “Bazen acıtıyor, ama güçlü olmak zorundayım. Başka yol yok.” O anda aslında onun ne kadar dayanıklı biri olduğunu fark ettim.
Küçük Mutluluklar
Birlikte sahile indik, simit aldık, martılara attık. Yan yana yürürken bana “Mutluluk aslında böyle küçük şeylerde” dedi. Ve ben içimden düşündüm, haklıydı. Onunla vakit geçirmek bana hayatın bambaşka bir yanını gösteriyordu.
Veda ve Söz
Gece olunca yollarımız yine ayrıldı. Ama bu kez bana dönüp “Bir dahaki sefere hikâyemin başka bir parçasını da anlatırım” dedi. Ben de “Söz, dinlemeye geleceğim” dedim. Çünkü artık sadece bir tesadüf değildi, bir bağ kurulmuştu.

