Şişli’de güzellik aynaya bakınca anlaşılmıyor. Burada güzellik, sabah evden çıkarken yüzüne taktığın cesarette saklı. Rujun tonunda değil, merdivenden inerken omuzlarını düşürmemende. Ben bunu Şişli’de öğrendim.
Sokağa her çıktığımda aynı vitrinler, aynı binalar ama farklı bakışlar… Kimisi görmezden geliyor, kimisi özellikle bakıyor. İlk başta hepsini kişisel algılıyordum. Sonra fark ettim; mesele ben değilim, mesele insanların kafasındaki “normal”.
Şişli hızlı bir yer. Kimsenin kimseye ayıracak vakti yok gibi ama yine de herkes bir şeylere bakmayı başarıyor. Bazen aynadan daha acımasız oluyor o bakışlar. “Fazla mı makyaj yaptım?” diye değil, “fazla mı varım?” diye düşündüğün anlar oluyor.
Ama güzellik tam da burada göreceli oluyor işte. Bana göre güzel olmak; sabah kahvemi içerken kendimi saklamamak. Asansörde aynaya bakıp yüzümü sevmeye çalışmak değil, sevmek. Şişli’de travesti olmak biraz böyle… Kendinle sürekli pazarlık hâlindesin.
Bir gün Nişantaşı tarafında yürürken yaşlı bir kadın durdurdu beni. Gerginleştim, alışkanlık. Sonra “Saçın çok yakışmış” dedi. O an anladım; güzellik bazen hiç beklemediğin yerden gelir. Ve o bir cümle, günlerce taşınır.
Elbette her gün böyle değil. Kimi günler aynaya bakmak istemiyorsun. Kimi günler topuk seslerin fazla dikkat çekiyor gibi geliyor. Ama Şişli sana şunu da öğretiyor: herkes bir rol oynuyor. Seninki sadece daha görünür.
Güzellik burada sabit bir şey değil. Bir gün cesaret, bir gün yorgunluk, bir gün alışkanlık. Travesti olmak, bu değişkenliğin içinde kendini kaybetmemeye çalışmak. Her sabah yeniden karar vermek: “Bugün de ben olacağım.”
Şişli’de güzellik göreceli evet. Ama benim için güzellik artık net: saklanmadan yürüyebildiğim her gün güzel.
Bir Travesti ile Röportaj
– Şişli senin için nasıl bir yer?
Şişli hızlı. İnsanlar hızlı, sokaklar hızlı, hayat hızlı. Bu hız bazen iyi çünkü kimse seni uzun uzun sorgulamıyor. Ama bazen de yorucu, çünkü durup nefes almaya pek izin vermiyor.
– Şişli’de travesti olmak ne hissettiriyor?
İki arada bir derede gibi. Bir yandan “alışmış” gibi görünen bir semt, diğer yandan hâlâ mesafeli. Yani rahat yürüyorsun ama tam da rahat sayılmaz. Bir şey olacak mı diye sürekli tetiktesin.
– Güzellik senin için ne ifade ediyor?
Eskiden aynaydı. Makyajdı, saçtı. Şimdi daha başka bir şey. Güzellik bazen sadece dışarı çıkabilmek. Bazen de bir gün boyunca kimsenin seni kırmaması. Şişli bana bunu öğretti, güzellik sabit değil.
– Sokakta bakışlarla karşılaşıyor musun?
Evet, hâlâ. Ama artık hepsini üstüme almıyorum. Çünkü anladım ki o bakışlar benimle ilgili değil. İnsanlar bilmediklerinden korkuyor. Benim varlığım onların kafasını karıştırıyor sadece.
– Hiç güzel hissetmediğin günler oluyor mu?
Çok oluyor. Herkesin oluyor zaten. Ama bizimkiler biraz daha ağır geçiyor. Çünkü sadece moral değil, güven de devreye giriyor. O günlerde aynaya bakmamayı tercih ediyorum.
– Şişli’de seni şaşırtan anlar oldu mu?
Oldu. Bir gün çok sıradan bir esnaf “Kolay gelsin” dedi, başka hiçbir şey yok. Ama o kadar normaldi ki, beni insan yerine koyduğunu hissettim. Garip ama bazen en küçük şeyler en büyük etkiyi bırakıyor.
– İnsanlar güzelliği nasıl tanımlıyor sence?
Kendilerine benzeyeni güzel buluyorlar. O yüzden güzellik göreceli. Bana göre güzel olmak cesaret. Her gün aynı sokağa çıkabilmek, aynı bakışlara rağmen vazgeçmemek.
– Şişli’de kalmayı düşünüyor musun?
Evet. Çünkü burası her şeye rağmen nefes aldığım yer. Kusursuz değil ama değişmeye açık. Ben de zaten kusursuz bir yer aramıyorum.
– Son olarak, bu röportajı okuyanlara ne söylemek istersin?
Güzellik bazen sadece var olabilmektir. Herkes için farklı ama herkes için gerçek. Şişli’de bunu her gün yeniden öğreniyorum.

