X

Şişli’de Travesti Piraye ile Can Cana Hasbihal

Şişli’de akşamlar biraz farklıdır. Gürültü hiç bitmez ama bazı masalarda zaman yavaşlar. Piraye ile tam da böyle bir akşamda, küçük bir kafede yan yana oturduk. Ne röportaj havası vardı ne de “hadi bir şeyler anlatalım” baskısı. Daha çok, içinden geldiği gibi konuşulan bir hasbihaldi bu.

Piraye konuşurken acele etmiyor. Kelimeleri seçerek değil, hissederek kuruyor cümlelerini. “Şişli insanı yoruyor ama bir yandan da ayakta tutuyor” diyor mesela. Kalabalığın içinde görünmez olmayı da, bazen fazlasıyla görünür olmayı da aynı anda yaşamış biri gibi anlatıyor.

Konu dönüp dolaşıp hayata geliyor. Geceler, gündüzler, insanlar… Piraye’ye göre Şişli’de yaşamak biraz denge işi. “Herkesin bir rolü var ama ben bazen rol yapmak istemiyorum” diyor, gülerek. O gülüşte hem yorgunluk var hem de kabulleniş.

Bir ara sessizlik oluyor. O sessizlik rahatsız edici değil, aksine samimi.

Piraye çayından bir yudum alıp ekliyor:

“Bazen sadece biriyle yan yana oturmak yetiyor. Konuşmasak bile olur.”

Hasbihalin en güzel yanı da bu zaten. Büyük laflar yok, iddia yok. Anı paylaşmak var. Piraye’nin anlattıkları süslü değil ama gerçek. Şişli’nin arka sokakları gibi; biraz karışık, biraz sert ama içinde sıcaklık barındırıyor.

Kalkarken şunu fark ediyorum: Bu bir söyleşi değildi aslında. İki insanın, aynı masada, aynı akşamı paylaşmasıydı. Piraye’nin dediği gibi, bazen bu yeter.

Soru: Piraye, Şişli senin için ne ifade ediyor?
Piraye: Karmaşa diyebilirim. Ama kötü anlamda değil. Şişli biraz yorucu ama bir o kadar da canlı. İnsan burada kendini kaybedebiliyor ama aynı zamanda bulabiliyor da. Benim için kaçıp gidebildiğim değil, tutunabildiğim bir yer.

Soru: Şişli’de yaşamak seni nasıl etkiliyor?
Piraye: Güçlendiriyor diyebilirim. Herkesin gözü üstünde gibi hissettiğin anlar oluyor ama bir süre sonra buna alışıyorsun. Kendin olmayı öğreniyorsun. Zor ama öğretici.

Soru: Gün içinde en çok neyi seviyorsun?
Piraye: Sabah saatlerini. Kalabalık henüz tam uyanmamışken sokaklar daha dürüst oluyor. Bir kahve alıp yürümek bana iyi geliyor. Kimse kimseyi umursamıyor, o anlar bana ait.

Soru: İnsanlarla iletişimin nasıl?
Piraye: Seçici oldum. Eskiden herkese anlatmak isterdim ama artık dinleyenle konuşuyorum. Samimiyet hissi yoksa susmak daha iyi geliyor.

Soru: Şişli geceleri hakkında ne düşünüyorsun?
Piraye: Gece burada başka akıyor. Bazı geceler çok yalnız, bazı geceler çok kalabalık hissediyorsun. Ama her halini gördüm diyebilirim. Gece, insanın içini daha çok açıyor.

Soru: Hayatında seni en çok yoran şey ne?
Piraye: Anlaşılmamak. Herkes bakıyor ama gerçekten görmek isteyen az. Bazen anlatmadan anlaşılmak istiyorsun, o pek olmuyor.

Soru: Peki seni ayakta tutan şey ne?
Piraye: Küçük şeyler. Birinin gülümsemesi, kısa bir sohbet, bazen sadece sessizce yan yana oturmak. Büyük mutluluklar peşinde değilim artık.

Soru: Şu an bu masada otururken ne hissediyorsun?
Piraye: Rahatlık. Kendim gibi konuşabiliyorum. Bu da her zaman olan bir şey değil. O yüzden değerli.

Soru: Son olarak, seni tanımayan biri için kendini tek cümleyle nasıl anlatırsın?
Piraye: Yorulmuş ama vazgeçmemiş biri diyebilirim.

travestiment_r3u104: