Taksim’in Bitmeyen Hikâyesinde Bir İsim
Taksim, İstanbul’un en kalabalık ama aynı zamanda en yalnız hissettiren yerlerinden biri. Herkes bir yerlere yetişir, herkesin kafası doludur. İşte tam bu karmaşanın içinde bazı insanlar vardır, bulundukları ortama farklı bir ruh katar. Rümeysa, son dönemde Taksim’de adı en çok geçen isimlerden biri. “Rümeysa rüzgârı” denmesi de boşuna değil.
“En İçli” Olmak Ne Demek?
Rümeysa’yı diğerlerinden ayıran şey, dış görünüşten çok duygusal tarafı. Onun enerjisi daha sakin, daha derin ve biraz da melankolik. İnsanla konuşurken gerçekten dinleyen, cevap verirken acele etmeyen bir hali var. Bu yüzden ona “en içli” deniyor; çünkü yanında zaman yavaşlıyor gibi.
Taksim ile Uyumlu Bir Ruh
Taksim genelde gürültülü, hızlı ve serttir. Rümeysa ise bunun tam tersi bir etki yaratıyor. Kalabalığın ortasında bile insanla bire bir temas kurabilen, küçük detayları fark eden biri. Sokak lambalarının altındaki bir yürüyüş, bir kafede uzun bir sohbet… Rümeysa’nın hikâyesi büyük sahnelerden çok küçük anlarla yazılıyor.
Sosyal Hayatta Rümeysa Etkisi
Rümeysa’nın bulunduğu ortamda genelde şunlar olur:
Sohbet daha derinleşir
İnsanlar kendini daha rahat açar
Gürültü biraz azalır
Çünkü onun enerjisi gösterişli değil, hissettiren bir enerji. İnsanlar onda kendilerinden bir parça buluyor.
Rüzgâr Gibi Geçen Bir Etki
“Rümeysa rüzgârı” aslında büyük bir iddia değil. Daha çok şehir içinde yayılan bir his. Onu tanıyanlar için Rümeysa, Taksim’in sadece eğlence değil, duygu da barındıran yüzü gibi.