Soğuk Sokaklar, Sıcak Bardaklar
Şişli kışın biraz daha serttir. Sokaklar kalabalık ama hava soğuk, insanlar aceleci. İşte tam da böyle bir akşamda, arka sokaklardan birinde, küçük bir barda masaya gelen içki Hot Toddy oldu. Kimsenin büyük beklentisi yoktu aslında; amaç sadece biraz ısınmaktı.
Ama bardaklar masaya geldiğinde iş değişti.
İlk Temas: Buhar, Limon ve Bal Kokusu
Hot Toddy’nin ilk etkisi içmeden önce başlıyor. Bardaktan yükselen buhar, limon kabuğu ve balın kokusu…
“Bu içki hasta içkisi gibi ama daha samimi,” dedi biri gülerek.
İlk yudumda boğazı yakmıyor, aksine yumuşatıyor. Viski kendini belli ediyor ama sertlik yok. Şişli’nin soğuğuna karşı küçük bir savunma gibi.
Entry’lik Anlar: Sessizleşen Masa
Travestiler için Şişli biraz ikili bir semt. Hem çok görünür hem de bazen fazla mesafeli. Bu yüzden masadaki sohbet bir süre sonra içkiye kaydı.
“Bu içki insanı susturuyor,” dedi biri. Haklıydı.
Hot Toddy hızlı içilen bir şey değil. Yavaş yavaş, aralarda durarak içiliyor. Her yudumdan sonra kısa bir sessizlik oluyor. O sessizlikte herkes biraz kendi içine dönüyor.
Deneyim Konuşuyor: “Bu İçki Akşamüstü İçkisi”
Masadakilerden biri şöyle özetledi:
“Hot Toddy gece eğlencesi değil. Bu içki günün yorgunluğunu bırakma içkisi.”
Gerçekten de öyleydi. Ne neşelendirdi ne ağırlaştırdı. Sadece dengeledi. Şişli’nin karmaşasında kısa bir mola gibi.
Şişli’ye Yakışan Bir İçki mi?
“Bence evet,” dedi biri.
“Şişli gibi: sert görünür ama içi yumuşak.”
Hot Toddy, bağıran bir içki değil. Gösterişsiz, sakin ve biraz da düşünceli. Travestiler için o akşam, içkinin tadından çok yarattığı ruh hali akılda kaldı.
Geceden Kalan
Bardaklar boşaldı, kimse acele etmedi. Dışarı çıkıldığında hava hâlâ soğuktu ama içerideki sıcaklık biraz dışarı taşmış gibiydi.
Bazı içkiler eğlendirir, bazıları unutturur.
Hot Toddy ise hatırlatır.
Şişli’de o akşam, entry’lik olan şey içkinin kendisi değil; masada oluşan o sessiz, sakin andı.
“Bu İçki Konuşturmadı, Dinletti”
Mekân: Şişli arka sokaklarında küçük bir bar
Zaman: Soğuk bir kış akşamı
Masada: İki bardak Hot Toddy, uzun aralar, kısa cümleler
Soru: Hot Toddy fikri nereden çıktı?
Selin:
Aslında özel bir plan yoktu. Üşümüştük. Menüyü karıştırırken biri “sıcak bir şey yok mu?” diye sordu. Garson Hot Toddy dedi. Daha önce içmiştik ama o gün tam havasıydı. Şişli’de insan bazen sadece ısınmak istiyor.
Soru: Bardak masaya geldiğinde ilk izlenim ne oldu?
Mira:
Kokusu geldi önce. Limon, bal, hafif viski… Buharı yüzüne vuruyor. İçmeden önce bile rahatlatıyor. Şöyle düşündüm: “Bu içki aceleye gelmez.”
Soru: İlk yudum nasıldı?
Selin:
Yumuşak. Beklediğimden daha sakin. Boğazı yakmadı, sesi kısmış gibi oldu. Konuşurken bir anda sustuk. O an fark ettim, bu içki muhabbeti hızlandırmıyor.
Soru: Sohbet neye evrildi?
Mira:
Şişli’de yaşamak, burada görünür olmak… İnsan kalabalıkta yalnız hissedebiliyor ya, onu konuştuk. Hot Toddy içince insan biraz içine dönüyor. Büyük laflar çıkmadı ama gerçek cümleler çıktı.
Soru: Şişli ile Hot Toddy arasında bir bağ kurar mısınız?
Selin:
Kurulur. Şişli serttir, yorucudur ama içinde çok hikâye vardır. Hot Toddy de öyle. Gösterişsiz ama derin. Ne bağırır ne saklanır.
Soru: O masada akılda kalan bir an oldu mu?
Mira:
Bir ara bardakları tutup hiç konuşmadık. Beş dakika falan. Sonra Selin “İyi ki bazen susabiliyoruz,” dedi.
O cümle kaldı bende.
Soru: Hot Toddy tekrar içilir mi?
Selin:
Evet ama doğru zamanda. Eğlenmek için değil, toparlanmak için. Gün bitince, kafa doluyken, Şişli gibi bir yerde.
Soru: Geceden size ne kaldı?
Mira:
Şu kaldı: Her akşam güçlü olmak gerekmiyor. Bazen sıcak bir bardak ve susabilmek yeterli.

