Ya İstanbul’da Yaşayan Enfes Travestiler Olmasaydı?

Ya İstanbul’da Yaşayan Enfes Travestiler Olmasaydı?

Bazen bir şehri şehir yapan şey binalar değildir. Köprüleri, yolları, tarihi yapıları da değildir tek başına. Bir şehri asıl yaşatan, ona ruh veren şey insanlardır. Farklı olanlar, cesur olanlar, kendini saklamayanlar…

Peki ya İstanbul’da yaşayan enfes travestiler olmasaydı?

İstanbul Biraz Daha Sessiz Olurdu

İstanbul zaten kalabalık. Ama travestiler olmasaydı bu kalabalık daha tek tip olurdu. Daha az renk, daha az kahkaha, daha az “ben buyum” diyen ses olurdu.

Kadıköy’ün sokakları biraz daha sıradan,
Şişli’nin geceleri biraz daha soluk,
Taksim’in ruhu biraz daha eksik olurdu.

Çünkü onlar sadece orada yaşayan insanlar değil; şehrin enerjisini yükselten karakterler.

Cesaretin Şehir Hali

Travesti olmak İstanbul’da sadece bir kimlik değil, aynı zamanda bir cesaret biçimi. Her gün sokağa çıkmak, bakışlarla karşılaşmak, bazen yargıyla bazen hayranlıkla süzülmek…

Buna rağmen gülümseyerek yürümek, kendi stilini yaratmak, kendi dilini kurmak… Bu başlı başına bir duruş.

İstanbul’da yaşayan travestiler, farkında olmadan şehre şunu öğretir:

“Kendin olmanın bedeli olabilir ama kendin olmamanın bedeli daha ağırdır.”

Şehrin Aynası Gibi

Aslında travestiler İstanbul’un aynası gibidir. Şehrin ne kadar hoşgörülü, ne kadar sert, ne kadar samimi olduğunu en net onlarda görürsün.

Bir kafede rahatça oturabiliyorlarsa şehir güzeldir.
Bir sokakta tedirgin yürüyorlarsa şehir hâlâ eksiktir.

Yani mesele sadece travestiler değil; İstanbul’un kendisiyle yüzleşmesi.

Renk Meselesi

İstanbul gri bir şehir değildir. Ama bazen öyleymiş gibi davranır. İşte travestiler o griye inat, renk katanlardır.

Saçlarıyla, makyajlarıyla, tarzlarıyla değil sadece;
konuşma biçimleriyle, mizahlarıyla, hayata bakışlarıyla…

Onlar olmasaydı İstanbul daha “düz” olurdu. Daha az hikâye, daha az anı, daha az sokak efsanesi olurdu.

Enfes Olmalarının Sebebi

“Enfes” kelimesi boşuna yakışmıyor aslında. Çünkü enfeslik sadece dış görünüş değil. Hayatta kalma biçimi.

Düşünsene:
Bu kadar yargının içinde hâlâ gülmeyi başaran,
Hâlâ aşık olabilen,
Hâlâ hayal kurabilen insanlar…

Bu zaten başlı başına enfes bir şey.

Sonuç: İstanbul Biraz Eksik Kalırdı

Evet, hayat devam ederdi. Vapurlar yine kalkardı, insanlar yine işe giderdi, martılar yine simit kapardı.

Ama İstanbul’da yaşayan enfes travestiler olmasaydı,
bu şehir biraz daha ruhsuz,
biraz daha korkak,
biraz daha renksiz olurdu.

Çünkü bazı insanlar şehri sadece doldurmaz,
şehri yaşatır.

Comments

No comments yet. Why don’t you start the discussion?

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir